CONCIERTO DE ARANJUEZ

9/10/2009 -Kategori: Videolar

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kayıp Yürek-Sevda

5/10/2009 -Kategori: Sevgi

Kırk ikindi yağmurları gibi,kırk yıl yağsa üzerime ayrılık...Sen vazgeçileceğini mi sandın ,vazgeçeceğimi mi sandında,gittin bu sevdadan...

Sevdan mühebbeti oldu ya yüreğimin...Firar etmek ise senin işin ...Hem yakışmazdı bu sevdaya firar,benim sevdam hiç nankör olmadı sen kadar...Dönüp bakıyorumda senli yıllarıma,geride kalanlar hep mazi olmuş, kimi yok olmuş kimisi de unutulmuş... Aklımda kalan tek bir şey, belkide tek hatıra,senli yıllardan kalma...yüreğim yaz günü sıcaklığında,sıcacıkmış, korkusuzmuş... Şimdi bakıyorum da,kış olmuş,buzkezmiş ve donmuş...


Bulanık bir hayatın ardında, kalan sen oldun,ellerimden kayan,gözlerimden düşen yine sen... Ama ben sevdamı hiç kirletmedim,bulandırmadım,bunalmadım,usanmadan büyüttüm durdum... Sevdan içimde bir çocuk gibiydi sanki...Onu zamansız yetim,zamansız öksüz bırakmadım...Senden hiç söz etmedim ona,bir yaz günü,gönül kapıma bırakıp,ardına bile bakmadan kaçtığını ona hiç söylemedim, söyleyemedim... Kaderin beni senden sakladığı gibi,bende gözyaşlarımı hep ondan sakladım...Gidişine sustum,bir şey demedim...Tıpkı gelişine bir şey diyemediğim gibi...Bu nasıl bir gelişti ki, hep gidişlere gebe...Beklemeler, hüküm giymiş,mühebbet yemiş,atılmış zindan diye, gönül heybeme...


Şimdi hangi dua getirirdi seni,hangi yetimin ,hangi öksüzün nidasını duyardı kulağın... Nerdesin, ey gidişine sustuğum,yüreğimde bir kelepçe,sevdana tutukluyum... Emanetin kaldı bende,giderken unuttuğun,benim ise birtürlü unutamadığım emanetin...Kapımda bir yaralı kırlangıç, yara almış.kanamış,ağlamış...Kanadından vurulmuş,uçmayı unutmuş,ve yanında yavru kırlangıç,acıkmış.susamış...Sanki o yaralı kırlangıç bana, beni hatırlattı.Bunca yara içinde yavrusunu koruyor ya kırlangıç..Bende bunca yarama rağmen ,sevdamı korudum, evet yoruldum ,kanadım ama pes etmedim,yüzüstü bırakmadım...Yara alan yüreğim, ağlayan hep sevdam oldu. Peki sen bu sevdanın neresindesin unuttun mu...


Günler geçiyor, sonra aylar, ayları takip eden yıllar,vurgunluğumu hatırlatıyor bana... Yaşlanıyorum galiba, ellerim çabuk üşüyor ve sevdamın yükü omuzlarıma çökmüş... Yüreğim iki büklüm olmuş...Ve elimde bir asa,ellerini hatırlatıyor bana,Ne zaman takılsa ayağım bir taşa,tutunuyorum ona sıkıca...Çoktan düşmüşüm oysa,ve korkuyorum düşmekten hala...Düşüşünden bile, düşer mi insan...Ve hep zamansız mı döker yapraklarını...Kökü çürümüş ömür ağacımın,suya susamış,kırılmış dalları... Ne yazık ki,çürük çarık da olsa, bir meyvesi bile yok dalında...


Demek duyulmuş artık,yardan noksanlığım... Demek kıymeti yokmuş,yokmuş ki, aşkın can pazarında, üç kuruşluğa satılmış duygularım...Bırakın üstü kalsın,kalsın darmadağınıklığımın... Alan yokmu, bakın çok ucuz,hatta bedava...Hadi gidin, gidin ve alın... Duygularım satılığa çıkarılmış,beleş duygu pazarında...Oysa ne kadar pahalıydı bana, bir servet harcadımda aldım. Ne zarar, ne de kar, olmadı hesabım...Belkide bu yüzden,ömrüm oldu iflasım...


Susuşuma sende sus,ey hayat...Verdiğin acılar hala taptaze içimde,tarihi geçmiş mutluluklarımın,gülüşlerim hep bayat...Ey yüreğim...Susuşuma kan döktün sende yıllarca,hiç isyan etmedin ya...Yaralarını hep taze tuttu bu susuş biliyorum...Gidenin ardında kalan,kanayan,yıkılan sen oldun...İnandın mı sende,gidenin geleceğine...Yoksa hep boş hayaller mi kurdun...Hayallerini kan götürmüş,düşlerin düş olmaktan düşmüş...Halamı susuyorsun bana...Bir baş kaldırı,bir isyan yokmu senin huyun da...Niye bekliyorsun,neyi bekliyorsun,kimi bekliyorsun...Sen sadece gün tüketiyorsun,Ömrümden çaldığın her günü,ölüme ekliyorsun...Söyle kaç günüm kaldı...Söyle kaç günümüz kaldı...Bu kaçıncı ölüm senaryosu...Bu filmde başrol yok,figüran çok...Ellerim,gözlerim,yüreğim ve dahi içim,figüranıy dı bu filmin...Başrole sevdalı figüran olurmu...Figüran birgün boşrolunü bulurmu sanıyorsun...Susuyorsun,bu kaçıncı ölüm senaryosu.Ey yüreğim...Hadi bu son yazışın olsun.Batır kalemini kelamına...Susuşuma sende sus ma...


Şimdi aklımdasın,ve yine kırk ikindi yağmurları gibi ,kırk yıl yağsa üzerime ayrılık...Aklımdan çıkmayacaksın...Günde kırk kere sana,ve bin kere yokluğuna susuyorum...Ve kendimi bin parçaya bölüyorum,her zerrem yokluğundan kan kusuyor...Ve kan kaybından,kayboluyorum...Çıkmaz bir sokakta can çekişiyor,ama ölemiyorum...Bu kaçıncı mevsimi sensizliğin,Sahi hangi mevsimdi,gülüşüm de seninle beraber yitti...Şimdi son gülüşüm aklımda ,hadi sende son gülüşüme ağla...Ey yar...Şimdi aklımdasın,aklım sende.fikrim sende...Peki ben nerdeyim...Ben nerde...

Ey kayıp yürek,yitirildin mi bir sevda da...Yarsızlığa mahkum okyanuslarda,hep kürek çektin yalnızlığa...Şimdi bu kaybolmuşluğunu kim bulacak...Ve kim verecek kimsesizliğime...Yoksa dönüşün muhteşem mi olacak...Yaralarına bir yara daha ekleyerek...Bak nasılda kanıyorum mu diyeceksin kaybolmuşluğuna inat...Kime kayboldun ,bulunacağını kimden umdun...Söyle seni kim bulsun...Kim kaybetti,kaybedip gitti...Sen onu bul,o seni bulsun ...Bulunmadan gelme,bulmadan gülme...Seni bana keybettirme,onu bana terkettirme... Yeter daha sürükleme,sürükleme...
...Yoruldum....Ve...Artık...

Gitmek istiyorum...Çok kaldım ardından...Çok dayandım ,çok da yandım...Uykusuz görülen kabuslarımdan,sana doğru koşarken düştüğüm kaldırımlardan kalkarak, gitmek istiyorum...Ve ardımda yüreğimi,yüreğimin içinde ki sevdamı, bırakarak...Evet doğru duydun sevdam,doğru duydun...Vakit gitme vakti,vakit bitme vakti...Sakın bana vefadan söz etme,ben vefalıyım ...Ve hatırlatma kırk ikindi yağmurlarını...Terkediyorum her damlasını...Kırk yıl yağdı üzerime ayrılık ve ben sustum..Bu gidiş, vazgeçiş değil...Günde kırk kere haykırıyor ve beni çağırıyor, umutlarımı gömdüğüm mezarlık...Şimdi gitme vakti......Sakın ardımdan ağlama,sen alışıksın öksüz ,yetim kalmaya...Sevdam ve yüreğim, kaldı ardımda,dayanamam onlara uzaktan bakmaya...Bak, giden ben oldum bu defa...Sevdam ne olur affet beni,sen ölme diye,yüreğime emanet ettim seni...



Kırk ikindi yağmurları gibi ,kırk yıl yağdı üzerime ayrılık...Vazgeçmedim...


Kılı kırk yardım ,yar gelmedin...


Gidiyorum artık ,sus beni , sustum seni...Şimdi vakit ,ölme vakti...


Şimdi vakit ,ölme vakti...

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bir Dostu Olmalı İnsanın

6/9/2009 -Kategori: Dostluklar

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...
 "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
"Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş...

İmza: Bir dost!.."


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

Zamana Yenilmek....

Hayat çok KISA Değerini BiL!

Son Yazılarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

     

Designed by In Obscuro